Araştırdığımız, deneyimlediğimiz ve algıladığımız kadar bir dünyanın içinde hayallerimiz kadar yer ediniyoruz. Hayal kelimesi kimi için rüya iken, kimi için vizyon olarak algılanan bir kelimedir. Hayalleri vizyona çeviren inançtır. Oluşturduğumuz vizyona ulaşmak lafla değil, hayata geçirmeye çalışmakla olur. İşte en zor eyleme geldik ”hayata geçirmek.” Hayata geçirmek; denemeyi, yanılmayı, olmadığını fark etmeyi, tekrar tekrar yapmayı, zamana bırakmayı ama zamanı iyi kullanmayı gerektirir.  Yeni bir şey yapmak zordur ve pes etmeyi bilmeyen bir uğraş ister.
Yenilik ise inovasyondur. İnovasyon kelimesinin 2005’te hayatımıza giren tanımı, tam da bunu doğrular niteliktedir;

‘İnovasyon, yeni veya iyileştirilmiş ürün, hizmet veya üretim yöntemi geliştirmek ve bunu ticari gelir elde edecek hale getirmek için yürütülen tüm süreçleri kapsar.’

İşin heyecanlı tarafı ise inovasyonun sürekli olmasıdır. Sürekli değişim, sürekli yenilik, sürekli karlılık…
Sürekli olmak ne demek?
Sürekli iletişim tüketicinin dikkatini çekmek, algısında yer edinmek için izlenilen bir pazarlama taktiğidir. ‘Effective frequency (etkin sıklık)’  dediğimiz iletişimin başarısını ölçümlemeden önce tüketicinin reklama ya da iletişime maruz kalması gereken sıklıktır.  Bu sıklığın minimum sayısı 20’dir. Tüketiciye 20. dokunuşumuzda tüketiciden cevap alacağımız ön görülür.
The 1st time people look at ad, they don’t see it.
The 2nd time, they don’t notice it.
The 3rd time, they are aware that it is there.
The 4th time, they have a fleeting sense that they’ve seen it before.
The 5th time, they actually read the ad.
The 6th time, they thumb their nose at it.
The 7th time, they get a little irritated with it.
The 8th time, they think, “Here’s that confounded ad again.”
The 9th time, they wonder if they’re missing out on something.
The 10th time, they ask their friends or neighbors if they’ve tried it.
The 11th time, they wonder how the company is paying for all these ads.
The 12th time, they start to think that it must be a good product.
The 13th time, they start to feel the product has value.
The 14th time, they start to feel like they’ve wanted a product like this for a long time.
The 15th time, they start to yearn for it because they can’t afford to buy it.
The 16th time, they accept the fact that they will buy it sometime in the future.
The 17th time, they make a commitment to buy the product.
The 18th time, they curse their poverty because they can’t buy this terrific product.
The 19th time, they count their money very carefully.
The 20th time prospects see the ad, they buy what it is offering.
Ne kadar sık iletişimde bulunursanız o kadar iyidir. Nike’ın 26’yıldır ‘Just Do It’ demesinin, Apple’ın ‘Think Different’, Amazon’un ‘Work Hard. Have Fun. Make History.’ mottolarını 1997’den beri sahiplenip, söylemlerini değiştirmemelerinin nedeni budur. Söylemi tüketicinin algısına kesintisiz iletişim ile kazımak.
İnovatif olduğunuzu tüketicilerinizin algılamasını istiyorsanız, yıllarca söylemeniz gerekir. Yıllarca yeni bir şey söyleyebilmek için yıllarca yenilik yapmak gerekir.
Marka nasıl sürekli inovatif olabilir?
Bir fikirle doğar her şey; sahip olduğunuz markanız bile. Fikir, inovasyon ile birleştiğinde ise markayı farklı bir noktaya taşır. İşte o zaman marka sürekli yeni markalar doğurmaya, yeni ürünler geliştirmeye, yeniden ben burdayım diyebilmeye başlar.
Burada iletişimini yaptığınız hali hazırdaki ürünlerinize getirdiğiniz yenilikten bahsetmiyoruz. Var olan ürününüze getirdiğiniz yenilik sadece yeni bir özellik olarak algılanır ve diğer inovatif yaklaşımlarınızı destekleyici nitelik taşır. Ama mesajını, duruşunuzu, var olma sebebinizi destekleyen yeni, sektörünüzde olmayan bir ürün ile tüketicinizin karşısına çıkmak yenilik olarak algılanacak ve inovatif bir marka algısının oluşmasını sağlayacaktır.
Son yıllarda bunun en basit yöntemi teknolojiyi kullanmaktır. Basit diyorum çünkü basit olan zordur. Gözünün önündekini görmeyi gerektirir. Bu basit yolu kullanabilmeniz için ise markanızı teknoloji ile, teknolojiyi ise fikir ile buluşturmayı kültürünüze işlemeniz gerekir.  Bunu başardığınızda sürekli iletişimini yapabileceğiniz, markanızın altını dolduran yeniliklerle tüketicilerinizin kaşısına çıkabilirsiniz.
Ne söylüyorsanız söyleyin inovatif duruşunuzu tüketiciye deneyimletecek projelerle birlikte söyleyin. Unutmayın, gelecek daha fazla deneyimin yılı olacak. İnovatif duruşu sahiplenen bazı markalardan şimdiye kadar konuştuklarımızı somutlaştıran örneklere bakarsak konu biraz daha netlik kazanacaktır;
Amazon
Amazon 2016’da FasCompany’nin inovatif markalar listesinde 6. sıradaydı. En büyük internet alışveriş sitesi Amazon’un bu algıyı oluşturmak için neler yaptığına bakacak olursak 2014 ve 2016’da hayatımızı kolaylaştırmak adına alışverişi kolaylaştıran yenilik vizyonunu görebilirsiniz.
Amazon GO (2016)
Amazon yapmadan önce Türkiye’de de yapılabilecek bir proje. Ekonomik güç olarak Türkiye’de birçok markanın bütçesinin yeteceği bir iş. Dolayısı ile bütçeleri değil vizyonların konuşabileceğimiz bir proje. Var olan teknolojiyi yaratıcı kullanarak tüketicinin hayatına çözüm getiren, hayatı kolaylaştıran bir ürün.

Amazon Dash  (2014)

Adobe
Şirketinizin inovasyon kültürünü geliştirmeniz için kullanabileceğiniz Adobe Kickbox ürününü, markanın inovatif yaklaşımına olarak örnek verebiliriz. Söyleminden uzak olmayan ama kendi hizmetinin dışında yeni bir ürün ile hedef kitlesi B2B olan kullanıcılarına hizmet ediyor.
feature53
Nike
Nike 2013’te FastCompany inovatif markaları arasında 1. sıradayken, 2016’da ilk 10’da yer alamadı. 2013’de birinciliği neler yaparak sahiplendiğine bakarsak; teknolojiyi sektörü ile buluşturduğunu yine hayatımıza yeni bir bakış açısı getirdiğini göreceksiniz.
NikeFuel (2012)

Nike+ (2010)

Under Armour
Ürünlerindeki inovatif yaklaşımları ile 2016’da Forbes’ın dünyanın en inovatif şirketleri arasında 6. sırada olan Under Armour, inovatif yaklaşımını sürdürebilmek için ‘idea house’ portali ile yaratıcı tüketicilere ürünlerini pazara sürme şansı verirken, inovatif ürün fikirlerini sahiplenici yenilikçi bir yaklaşımda da bulunuyor.
screen-shot-2016-12-09-at-13-52-26
Netflix
Forbes listesinde 15. sırada olan Netflix de inovatif fikirleri üretebilmek için Under Armour’ın yaklaşımına yakın bir yol tercih ediyor. ‘Make it’ platformu üzerinden Netflix ile bağlantılı olabilecek yeni ürün fikirlerini yaratıcı kullanıcılarının desteği ile hayata geçiriyor.
Netflix Stokcs

The Netflix Switch

Ne kadar bilgi, o kadar inovasyon.
Temmuz ayında yayınlanan bir TEDx konuşmasını konumuzla ilişkili olması ve şimdiye kadar yazdıklarımı destekler nitelikte olması sebebi ile sizlerle paylaşmak istiyorum. Selçuk Şirin TEDx konuşmasında elindeki verilerden yola çıkarak çocukların yarısının hayal kurmadığı, yetişkinlerinse yalnızca %14’ünün hayal kurduğu bir ülkede yaşadığımızı söylüyor. Hayalin inovasyonu nasıl etkilediğini New York Üniversitesi öğretim görevlisinden de bir kez daha dinlemenizi öneririm, gerçekten hoşunuza gidecek.

Sonuç olarak kendimize sormamız gereken önemli soru şu: ‘Markanızla, neler yapabileceğinizi hayal edebiliyor musunuz?’
Hayal edebiliyorsanız, yakın gelecekte inovasyonu sahipleneceksiniz demektir. Yeni yılın size başarı ve yenilik getirmesi dileğiyle…